Her Şey Bu Forum Da

    Aşk Kapıyı Çaldığında

    Paylaş

    SuSKuN
    Administratör-by
    Administratör-by

    Cinsiyet : Erkek

    Aşk Kapıyı Çaldığında

    Mesaj tarafından SuSKuN Bir Salı Kas. 16 2010, 18:13

    Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim.

    Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde... Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği...

    O okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok genç olduğu için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi. Böyle şeyler yalnız filmler de olur sanırdım. Oysa ben sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri başımı döndürecek kadar güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu bildiğim biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti.

    Ona aşık olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak aşık olmazdı ki? Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri değilim. Başkalarına göre farklı yanlarım çok., özellikle de aşk söz konusuysa hiçbir zaman sıradan biri olmadım ama bu kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye karar verdim. Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar da cesaretli olmalıydım.

    Söyledim. Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben bulamıyorum. Düşün bir kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve ‘’ ben sizi gördüğüm ilk andan beri seviyorum’’ diyor. Ne hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı çok olgun, anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek için çok uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok incitmiştim. Bir gün bana hak vereceksin demişti evet onu anlıyorum ve hak veriyorum. En doğrusunu yaptı. Zaman belki çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan saygım ve sevgim sonsuza kadar sürecek.

    Romantik Sevgili

    Günlerce, gecelerce hep onu düşünmüştüm. O ise beni sadece bir iş arkadaşı olarak görüyordu. Hatta bir seferinde, kız arkadaşıyla kavga etmiş ve bana cep telefonunu uzatarak, onu aramamı ve ikna etmemi rica etti. Göz yaşlarımı içime akıtarak, kıza telefon açıp barğıması için ikna etmeye çalıştım. Sanki tanrı dualarımı duymuştu. Kız hiçbir şekilde barışmaya yanaşmıyordu. Ben üstüme düşeni fazlasıyla yapmıştım.
    Aradan birkaç hafta geçmişti. Haldun olanları unutup, eski neşesine kavuşmuştu. Bir akşam saat 22:00 sularında cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajın sahibi Haldun’du. Mesaj şöyleydi.
    -Yarın bana son kez yardım etmeni istiyorum. Hayatımın aşkını buldum. Ne olur benimle evlenmesi için onu ikna et.
    Bu mesaj beni beynimden vurmuştu. Gün ışıyana kadar yanağımdan süzülen yaşlar yastığımda acı ve unutulması mümkün olmayan bir iz bırakmıştı.
    İşe giderken ayaklarım beni geri geri götürüyor, yol bitmesin diye sürekli dua ediyordum. Hayatımda ilk ve son kez aşık olmuştum ve bu aşkı ben kendi ellerimle yok edecektim. Mesaime yarım saat geç gittim. İçeri girer girmez Haldun, bu günün hayatındaki en mutlu gün olduğunu ispatlar gibi neşeli ve bir çocuk gibi heyecanlı yanıma geldi. Ben ise yenilgiyi çoktan kabullenmiştim. Ama sevdiğimin mutluluğu beni teselli ediyordu. Haldun, iyi günler dedikten sonra hemen konuya girdi.
    -Yeşim, senin hakkını nasıl ödeyeceğim bilmiyorum. Ama inan çok yüce bir olaya vesile oluyorsun.
    Elindeki telefon numarasını bana uzattı. Bu numarayı arayıp, karşı tarafa;
    -Haldun seni hayatını paylaşacak kadar çok seviyor. Lütfen onu kırma ve evlilik teklifini kabul et. İnan seni şimdiye kadar kimseyi sevmediği kadar çok seviyor.
    Dememi istedi. Masama;
    -Bu emeğinin karşılığı değil ama,
    diyerek küçük bir hediye paketi bıraktı. Elimdeki telefon numarasını çevirmeye başladığımda parmaklarımdaki titremeyi görecek diye çok endişelendim. Telefon çalmaya başlamıştı. Birden masamdaki kutudan love story müziğini duydum. Telefon halen kulağımdaydı. Bir yandan da kutuyu açmaya çalışıyordum. Kutuyu açtığımda bir cep telefonu gördüm. Telefonu aldım ve açtım. Haldun bir hamle ile masamdaki iş telefonunu kulağımdan aldı. Ben ise gayri ihtiyari cep telefonunu kulağıma götürmüştüm. Haldun şimdiye kadar duymayı her şeyden çok istediğim, bir kerecik duyduğumda ölmeyi bile kabul edeceğim o cümleleri söylemeye başladı. Ben ise göz yaşlarımı tutamadım ve boynuna sarıldım.

    adın yirmi yedi yaşında... Yüreği, kar beyaz soğuklara terkedilmiş
    ama inat bu ya hala sımsıcak. Düşünceleri kah hayatın gitgide
    ağırlaşan gerçeklerinde kah aydınlık hayallerde dolaşıyor nefes
    nefese.. Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp bugünü
    renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır,kıpır , içindeki çocuk
    haşarı mı haşarı... Gözleri ise buğulu bakmakta hüzünlere yenik...
    Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış.

    Omuzları bir küçük kız çocuğun
    şımarıklığını sergilercesine “Bana ne” ifadesinde. Kıpır,kıpır ya
    içi.. Arayışları var kendisinden bile sakladığı. Bela da geliyorum
    demez ya... İşte böyle bir anda; ruhu, sanal dünyanın kapısından
    sızıverir içeri sessiz, habersiz.. Hani şu chat canavarı var ya bu
    günlerin belalısı. Orada kendisi gibi şaşkın yüreklerin arasında
    buluverir kendini.
    Ve... olanlar olur o zaman. Hiç beklenmeyen anda buzda
    kayar gibi “Hooop” havada bulur duygularını darmadağınık. Sanki
    başında deli rüzgarlar hiç esmiyormuş,

    esenler de yetmiyormuş gibi.
    Erkeğin yaşı otuz. Hırslı, kendinden emin. Kendisiyle
    barışık ve yaşadığına memnun.

    Kahkahası ekrandan yüreklere taşan,
    mutlu ve duygu dolu bir bulut adam. Eşi ve çocuğu için yaşamakta
    olduğunu saklamadan kadını davet eder sanal dünyanın sanal aşk
    oyununa. Acemidir kadın. Belki genç adam da öyle.

    Oynadıkları oyunun
    tehlikesinden habersiz bir masalı yaşamaya başlarlar.
    Ekranın karşısında nefeslerini tutup beklerler sevdalının
    gelmesini.

    Karşılaşmaları her defasında kahkahaları hatırlatırcasına
    şen olur. Zamanın koordinatları buluşamadığında, birbirlerine teğet
    geçtiklerinde, hüzün yayılır gecelere.

    Uyku tutmaz bekleyişlerde
    ikisini de. Sabah yeni umutlara gebe başlar. Ve ekranda doğarlar her buluşmayla yeniden..
    Duyguların en fırtınalısına yakalanırlar.

    Birbirlerini gerçekten merak ederler.

    Bulut adam kadının açlığından, üşümesinden
    bile sorumlu tutmaya başlar kendini.

    Kadınsa adamın yorgun hallerine dayanamaz.
    Elleri dokunmasa da ellerindedir artık. Birbirlerini el
    üstünde tutarlar anlayacağınız.

    Günler, aylar geçer...

    Hayaller ekranlara sığmaz olur.

    Artık görmek isterler birbirlerini. Dokunmak
    sarılmak isterler. Hatta çılgıncasına sevişmek...
    Kadın kıvranır onsuzluğun acılarında.. Özlem şiddete
    dönüşür. Acıtır... İşkencelere yatırır kadını. Oyun değildir artık
    bu. AŞK ekranda değil hayatın ta içinde yaşamaktadır.

    Bulut adam sorar durmadan ;
    -N’olacak şimdi...
    Kadın, adam kadar cevapsız...
    “Bilmiyorum” der.”Bilmiyorum”
    Artık sorgulamalar başlar duyguları ...

    ”Bu nedir?...Bunun adı ne..?”
    Kadın aşkı tanımlar ama çare değildir tanımlamak..
    Yaşananlardır gerçek olan. Hissedilenlerdir.
    Her sevdanın başını bir karabasan bekler ya...Beklemese
    sevda denen şey olmaz zaten.
    İşte bu bir sevdadır ve başında karabasanlar.
    Kadın unuttuğu aşk gözyaşlarını hüzünlere, sancılara,
    onulmaz ağrılara boyar, alaca bulaca.
    Artık her şeye gözlerindeki buğuların ardından
    bakmaktadır.
    Ve ekrana şunları; buzların arasından aldığı yüreğinin
    kalemiyle yazar. Yüreğini buzlara iade etmek üzere...
    “Beni ignore et*.Ne olur bunu yap.”
    Bulut adam şaşkındır belki ama adı gibi bilir. Doğru olan
    budur. Düşünür bir süre.Susar ekran. Susar kadının yüreği...Ölüm
    anıdır bu.Verilen son nefestir sanki..
    “Sevdam HAYIR dese” “ Sensiz yapamam dese” diye bekler
    nefes almak için.
    Bulut adamın suskunluğu bozduğu yerde ölecektir kadın..
    Bunu ikisi de bilirler.
    Bir yazı belirir ekranda çaresizce okunan
    “Netten çıkıyorum o zaman” “Hoşçakal”
    Mavi üzerine siyah yazılmış sözcükler kararlı ve kesindir...
    Titreyen ve cansızlaşan parmakları son bir kez tuşları
    gezinir kadının
    “Hoşçakal”
    Düşer Bulut adamın gülen yüzü ekrandan.
    Ve
    KADIN ÖLÜR...


    ©Copyright Verelini.forumsmusic & Since 2008

    █║▌│ █║▌ ║││█║█║






    Ö A&????

    __KaLiTeLi PaYLaŞıMıN TeK AdReSi__

    www.verelini.forumsmusic.com

    ©Copyright Verelini.forumsmusic & Since 2008

    █║▌│ █║▌ ║││█║█║

      Forum Saati Cuma Kas. 17 2017, 23:15